Ara
İzmir Sanat Fuarı 2026
Eser No:
Eser Adı:
Bu eser, seride belirgin bir yön değişimini temsil ediyor: artık bellek yalnızca insan zihnine ait değil; doğayla iç içe geçmiş, organik bir sisteme dönüşmüş.
Göz (Yaşayan Bilinç):
Göz hâlâ merkezde, ancak bu kez yalnız değil. Onu çevreleyen lifsi, kök benzeri yapılar, bilincin artık izole bir yapı olmadığını; çevresiyle birlikte var olduğunu gösterir.
Bu, bireysel hafızadan kolektif ve organik hafızaya geçiştir.Kök / Lif Yapıları (Bağlantı):
Gözün etrafını saran dallar, sinir ağı ile kök sistemi arasında bir yerde durur. Bu ikili yapı önemli:Hem biyolojik (sinir sistemi)
Hem doğal (kök, ağaç, toprak)
Bu, belleğin yalnızca zihinde değil, varoluşun tamamında dağıldığını anlatır.
Altın Parçacıklar (Yaşayan Öz):
Altın artık kırılmış ya da yanmış değil. Küçük, canlı parçacıklar halinde çevrede dağılmış. Bu, anlamın hâlâ var olduğunu ama bu kez besleyen bir enerjiye dönüştüğünü gösterir.Doku (Canlılık ve Aşınma):
Yüzey hem yıpranmış hem de canlı. Bu ikili durum, belleğin aynı anda hem eskiten hem de büyüten bir süreç olduğunu ortaya koyar.Kompozisyon (Sarmal Sistem):
Göz merkezde sabit değil; çevresiyle birlikte hareket eden bir sistemin parçası. Bu, artık tekil bir “ben” değil; ilişkisel bir varlık fikrini güçlendirir.
Sanatçının Notu
“Bir noktadan sonra bellek sadece bize ait kalmaz. Dokunduğumuz her şey, gördüğümüz her an, bizi çevreleyen yapının bir parçası olur. Bu eserde, gözün yalnız olmadığını düşündüm. Çünkü hatırlamak, aslında bağlanmaktır.”
Resimin Hikayesi:
22
Sarmalanan Tanıklık: Doğanın Hafızası

