top of page

İzmir Sanat Fuarı 2026

Eser No:

Eser Adı:

Bu eser, “Bellek” serisinin daha radikal bir evresini temsil ediyor. Önceki çalışmalarda merkezde kalan göz, burada artık çevresine dağılmış, parçalarla eşitlenmiş bir varlık haline gelmiş. Bu, belleğin merkezî yapısının kırıldığı ana işaret eder.

  • Göz (Merkezin Çözülüşü):
    Göz hâlâ kompozisyonun odak noktası ama artık hükmeden değil, dağılan sistemin bir parçası. İrisin içindeki dokular, çevredeki taşların yüzeyleriyle görsel bir akrabalık kuruyor. Bu önemli:
    Gören ile görülen arasındaki sınır siliniyor.

  • Taşlar (Anı Fragmanları):
    Etrafı saran farklı form ve renklerdeki taşlar, belleğin tekil ve lineer değil; parçalı, çok katmanlı ve rastlantısal doğasını temsil eder. Her biri ayrı bir an, ayrı bir duygu.
    Ancak düzenli değiller → hatırlama süreci kontrollü değil, dağınık.

  • Mavi Zemin (Bilinç Alanı):
    Suya benzer ama tamamen sıvı değil; daha çok bir alan, bir zihin yüzeyi gibi. Bu, belleğin artık bir “kap” ya da “akış” değil, her şeyin içinde yüzdüğü bir ortam olduğunu ima eder.

  • Altın Işıltılar (Özün Dağılımı):
    Önceki eserlerde tek bir damlada yoğunlaşan “öz”, burada küçük partiküller halinde dağılmış.
    Bu kritik bir kırılma:
    Artık tek bir anlam yok, çoklu anlamlar var.

  • Kompozisyon (Merkezsizlik):
    Yukarı-aşağı, sağ-sol dengesi kırılmış. Her şey yüzüyor. Bu, belleğin artık yönsüz olduğunu; geçmiş, şimdi ve deneyimin aynı düzlemde var olduğunu gösterir.

Sanatçının Notu

“Bir noktadan sonra hatırlamak, bir şeyi geri çağırmak değil; onun zaten her yerde olduğunu fark etmektir. Bu eserde göz artık merkez değil. Parçaların arasına karışmış bir tanık. Çünkü bellek, tek bir yerde duran bir şey değil; dağılmış bir bütün.”

Resimin Hikayesi:

15

Dağılan Tanıklık: Parçaların Hafızası

bottom of page